
Bu mutsuz bir cocugun hikayesiydi. Anlatılanlara göre fi tarihinde cok uzak bir ülkenin padisahına gelen kahinler, padisaha ülkesinin cok büyük bir tehlikeyle karsı karsıya oldugunu söylemislerdi. Söz konusu tehlike ise bir yıl sonra dogacak olan ve kurdugu düslerin hepsi bir anda gercege dönüsüverecek bir cocuktan ibaretti. Öyleki cocuk baskentteki bütün evlerin altın oldugunu düsünürse evler gercekten o anda altın oluverecekti. Bununla birlikte eger padisahın fakir oldugunu düsünecek olursa, sarayları, köskleri, atlasları ve altınları o anda hiclige karısacak olan padisah parasız pulsuz biri olacaktı. Cocugu dogar dogmaz öldürmekte olmazdı, cünkü kader artık bir kez baglanmıstı. O, hicbirsey düsünmeyecek olursa, düsünmedikleri icin artık ne dünya ne de kendileri var olabilirlerdi. Bunları isitir isitmez dehsete kapılan padisahın emriyle söz konusu cocuk aranip bulunmus ve kırk bir ilmin üstadı olan doksan dokuz alim, gercek olan ne varsa cocuga ögretmeye baslamıstı. Öyle ki cocuk bu sayede sadece gercek olanları düsünecek ve böylece alemin nizamı aksamayacaktı. Fakat düs kurması yasaklandıgı icin sonunda bu cocuk mutsuz olmustu.. Onunla birlikte ülkenin de mutsuz oldugunu gören en yaslı bilgin günlerce düsündükten sonra nihayet bir cözüme ulasmıs ve cocuga düs kurmasının yasak oldugunu ama insanların düs kurdugunu düslemenisinde herhangi bir sakınca olmayacagını söyleyerek ona izin vermisti. İste ademoglunun gördügü her rüyanın bu mutsuz cocugun bir eseri oldugu söylenir.
2 comments:
masalımı okudum uyumaya gidiyorum ben...düş görmeye...
tatlı rüyalar leylacııım : )
Post a Comment