Tuesday, January 12, 2016

All our times will come



 İçinde bulunduğum ruh halini daha iyi tasvir edebilecek bir görsel olamazdı sanırım. Sevmediğim bir işte çalışıp kapitalizmin köleleri arasında yerini alan ben, corporate Marshall Erickson, bir iş arkadaşımın daha yeni ufuklara yelken açmasıyla beraber yine, yeniden existential vacuumu iliklerime kadar hissetmeye başladım. Bir işlemci upgrade'i bir de yeni ekran kartı alırım, 3-5 kuruş koyar cebime kendimi yollara vururum diyerek tam beş sene evvel girdiğim işten emekli olacakmışım gibi bir his gelip kalbimin tam orta yerine yerleşiyor, oradan mideme oradan bacaklarıma ordanda gözlerime..


 Sonra bu küçük koala bana sarılıyor, çenesini omzuma dayayıp "ba-ba" diyor ve bütün dünya duruyor.


 İzninizle yazımı yine edebi değeri ben öldükten çok sonra anlaşılacak olan bir poemimle sonlandırmak istiyorum.

Life is short,
and pleasures few
the ship is holed
and drowned the crew
we swim and swim
but there is no shore
we are in a room
without the door.

Saygılar saygılar.


Monday, January 26, 2015

What can i do? Sometimes.


Kimine göre uzun kimine göreyse kısa olarak değerlendirebilen bir zaman aralığı içerisinde türlü türlü şeylerle uğraşmaktan siz değerli okurlarımla ilgilenemediğim icin vicdan azabı cekmeye, uykusuz geceler gecirmeye baslamıstım.

Şunu söylemeliyim ki yakın gelecekte edebi değeri, üzerinden en az bir asır gectikten sonra anlaşılabilecek olan bir takım paylasımlarda bulunmayı planlıyorum. Bunlardan bazıları aşağıda gördüğünüz şiir gibi eskiden müstakbel olan eşime yazdığım paradigmalardandır. Tüm bunları yukarıda gördüğünügünüz alakasız görselle şenlendirme çabalarımı taktir edersiniz umarım.
( evet göz bantları, halatlar, köpükler falan )


Jumping spiders surrounded me
I just want to drink a cup of tea
They've almost finished their sticky web
i hate the bank that called TEB.

You know these are irrelevant and just for fun
but the facts is i am the sky and you're the sun.
I can feel your warmth even if its night
And in the morning, i'll be there to hug you tight.

Saygılar.

Fonda çalıyordu : Hozier - Take me to church.
Türkcesi ; Haydi beni camiye götür ("haydi"yi ben uydurdum "cami" ise interpretation.)

Sunday, January 12, 2014

There is something going on

Hayatımın en büyük gününün üzerinden 202 gün 20 saat ve tam tamına 5 dakika geçti.

Çarpan sayısını 18'e cıkartarak cıktıgım 3.6 ghz da problem yaşamadım ve 19'a cekip 3.8 ghz'ı zorladım fakat stabilite sorunları nedeniyle voltajı 1.45 e cekmem gerekti.

Su an 3.8 ghz da yaklasık 1 saattir stabil sekilde calısmaktayım.

Kuzey köprüsünde herşey yolunda görünüyor.

Esen kalın.

Thursday, February 14, 2013

sometimelater

Böyle küçük birşeyin beni bu kadar mutlu edebileceğini unutmuştum. Basit bir karton kutuyu zarar vermeden açmaya çalışırken suratıma yayılan o gülümseme, bir an durup herşeyi en başından itibaren düsünmeme neden oldu. Aynı özen ve gülümsemeyle kutunun etrafında sarılı olan bandı söküp kutuyu tekrar gönderene kadar muhafaza edebileceğim bir yere koydum.

Sunday, December 2, 2012

hobbit the movie üzerine



Sizlerin (LOTR serisini medyada çıkan haberler ve filmlerle tanımış olanlar) tahayyül etmekte güçlük çekeceği bir heyecanla bekleyip izlediğim Yüzüklerin Efendisi ; Yüzük Kardeşliği filminin beni (ki yüzük kardeşliğini okuduğum sırada 6. sınıfa gidiyordum.) birçok açıdan tatmin ettiğini söyleyebilirim.(Tom Bombadil hariç) Ancak buradan sevgili Peter'a bir çift lafım olacak ; Pet ! 1300 sayfalık Yüzüklerin efendisini üçleme olarak sundun bize, afferim güzel de oldu başarılıydı, hatta "Daha iyisi olamazdı sanırım." bile dedim, ama 400 sayfalık Hobbit'i üçleme olarak dayamak nedir?  *spoiler alert* Artık bunlar Çıkın çıkmazı'nda toplanır tam yola cıkarlar hoooop end of the first chapter. Umarım yanıltırsın beni sevgili Peter.

Bu arada sülalemizde adeta bir tradition haline gelen filmin gösterime girmesine iki gün kala askere gitme eylemiyle birlikte, sevgili kuzenimin boşalttığı koltuğu dolduracak şanslı hobbiti buradan belirlemek adına hazırladığım test,survey, yarışma, heyecan adrenalin, bir nevi deney aşağıdaki gibidir  ;

Aşağıdaki kelime ve kelime öbeklerini okudugunuzda aklınıza gelen ilk kelime ya da kelime öbeğini yazın.. Elbette bunların hobbit filmiyle hicbir alakası yok. 

1 - footsteps on the dance floor
2 - heroes
3 - shell beach
4 - galactica
5 - with every step
6 - bozkırkurdu


Lütfen cevapları :

hobbiteseninlegitmekistiyorum@hobbitgunlukleri.com'a değil

turindebrouche@hotmail.com'a gönderin.

15 Aralık'ta gösterime girecek olan Hobbit serisinin ilk filmi hakkında birşeyler yazma gerekliliği hissetmiş olmam bu yazının temel nedenini oluşturmaktadır.

Ha bu arada sakın alınganlık falan yapmayın öyle söyledim diye,
it doesnt matter , we are all lost.

Tuesday, November 6, 2012

Skyfall or just the fall?


James Bond filmlerini sevmem. Daniel Craig de bendeki Bond imgesiyle bir türlü örtüşemedi zaten neyse, dün akşam bir takım arkadaşlarımın davetini geri çevirmeyerek Skyfall'a gittim, 10 dk da bişeyler atıştırabilir miyiz atıştıramaz mıyız derken atıştırdık. Bunun bize filmin ilk 10 dakikasını kaçırma klasiği olarak geri döneceğini sanan zavallı bizler feci sekilde yanıldığımızı, yalnız ve ancak bir saat dolmadan film bittiğinde karşımıza gelen cast ekranı ve yanan ışıklarla birlikte idrak edebildik.

Evet, yanlis salona girmis ve bunu ancak filmin sonunda fark edebilmistik ve tam tamına 4 kisiydik. KİŞİ ! Dısarı cıktıgımızdaysa artık hicbir seyin eskisi gibi olmadığını söyleyebilirim.

Yukarıda belirtmiş oldugum sebeplerden ötürü Skyfall filmiyle ilgili tam bir yorum yapamayacagım ama fall kısmı fena değildi böyle savaşlar dövüşler trenler aston martinler.

Silahın çok çirkin Bond.

James Bond.

Ha bu arada ; Heartbreak is a hotel that Elvis stayed in demek istiyorum.

 to be continued.